ANI ÇELİK AREVYAN artist / photographer
© anicelikarevyan 2026
ANI ÇELİK AREVYAN artist / photographer



Ani Çelik Arevyan
Işığın Sesi / The Sound of Light
07 Mart – 26 Nisan 2026
1980'li yıllardan bugüne uzanan üretim pratiğini bir araya getiren Ani Çelik Arevyan'ın “Işığın Sesi” başlıklı retrospektif sergisi, sanatçının kişisel belleğinden süzülen çok katmanlı bir görsel hafıza atlası sunuyor. Fotoğrafı yalnızca bir kayıt aracı değil, bir düşünme ve hatırlama biçimi olarak ele alan Arevyan, kendi yaşamından, yaşadığı kentlerden ve gündelik hayatın sıradan nesnelerinden yola çıkarak zamana karşı direnen imgeler inşa ediyor.
Sanatçının deneyimlerini ve anılarını yoğunlaştırdığı bu üretimler, ilk kez bu denli kapsamlı bir seçkiyle Cermodern'de Ankaralı sanatseverlerle buluşuyor. “Işığın Sesi”, bireysel belleğin maddi dünyayla kurduğu hassas ilişkiyi görünür kılarken, zamanın doğrusal olmayan akışını ve mekânın katmanlı hafızasını izleyiciye sezdiriyor.
Sergide, sanatçının erken dönem çalışmalarından günümüze uzanan üretim kronolojisi içinde şekillenen “Olduğu Gibi”, “Bir Düşün İçinde”, “Bu Dünyaya Ait İzler” ve “Between Life and Death” gibi dönemsel seriler yer alıyor. Her biri, varoluşun kırılgan eşiklerinde dolaşan, ışık ile hafıza arasındaki ince bağı araştıran görsel anlatılar sunuyor.
Erkan Doğanay küratörlüğünde hazırlanan “Işığın Sesi”, Ani Çelik Arevyan'ın fotoğraf pratiğine bütünlüklü bir bakış önerirken, izleyiciyi sanatçının zaman, mekân ve hafıza deneyimi üzerine düşünmeye davet ediyor.
“Işığın Sesi”, bir retrospektiften öte, ışığın içinden geçen bir hafıza yolculuğu.
Sergi 07 Mart – 26 Nisan 2026 tarihleri arasında Cermodern'de izlenebilir.
Ani Çelik Arevyan’ın 80’li yılların sonlarına doğru balayan fotoğraf pratiği, deneyimlerle yüklenmiş, hatıralarla yoğunlaşmış bir varoluş alanıdır. Sanatçı fotoğraf üretimlerinde zaman ve mekanı dışsal kategoriler olarak ele almak yerine, öznel deneyimin içkin bileşenleri olarak yeniden düşünmeye davet eder. Kendi kişisel tarihinden hareketle yaşadığı kentleri, sıradan gündelik nesneleri ve hatırlama edimini ‘fotoğraf’ aracılığıyla bir düşünme alanına dönüştürür. “Işığın Sesi” başlıklı retrospektif sergide yer alan ve sanatçının pek çok dönemini kapsayan seçki, bireysel belleğin maddi dünyayla kurduğu ilişkinin izini sürerken, zamanın doğrusal olmayan yapısını ve mekânın çok katmanlı hafızasını görünür kılar.
“Işığın Sesi”, Ani Çelik Arevyan’ın tüm üretim dönemlerini kapsayan bir arada sunumu aracılığıyla, fotoğrafı yalnızca görsel bir temsil alanı olarak değil, düşüncenin ve algının kesiştiği felsefi bir uzam olarak ele aldığını sergiler. Bu bütünlük gözleminden anlaşılacaktır ki Arevyan, üretimlerinde ışığı nesneleri görünür kılan teknik bir zorunluluk olmaktan çıkararak, varoluşun kendisiyle konuşan bir dile dönüştürür. Işık burada hem zamana dokunur hem de sessizliğin içinden yankılanan bir ses gibi işitir bizi.
Felsefe tarihinde ışık, çoğu zaman hakikatin, bilginin ve açığa çıkmanın metaforu olarak düşünülmüştür. Platon’un mağara alegorisinde ışık, idealar dünyasına açılan bir eşiği temsil ederken, Aristoteles için ışık, potansiyel olanın edimsel hale gelmesini mümkün kılan bir koşuldur. Arevyan’ın fotoğrafları ise bu klasik metafiziği ters yüz eder: Işık her zaman açıklık getirmez; bazen belirsizliği derinleştirir, bazen de bakışı askıya alır. Görünen kadar görünmeyeni de çoğaltır.
Sanatçının erken dönem çalışmalarından günümüze ulaşan üretim kronolojisinde ışık, dünyayı tanıma ve yeniden düzenleme arzusunun izlerini taşır. Mekanlar, kentler, yüzeyler ve objeler, ışığın rehberliğinde okunabilir bir gerçekliğe dönüşür. Ancak bu düzen, hiçbir zaman mutlak değildir. Zamanla ışık, temsilin güvencesi olmaktan çıkar; kırılgan, geçici ve titreşen bir unsur halini alır. Bu dönüşüm, Henri Bergson’un zaman anlayışıyla birlikte düşünülebilir: Süre, ölçülebilir anların toplamı değil, kesintisiz bir akıştır. Arevyan’ın fotoğraflarında ışık da böyle işler; anı dondurmaz, aksine zamanın akışını yüzeye taşır. Sanatçının deyişiyle bu akış fotoğrafın bildik formülasyonunu ters yüz eder, Arevyan yalnızca deklanşöre dokunmakla kalmaz fotoğrafı yeniden üretir, yeniden yapar.
“Işığın Sesi”, duyular arasındaki sınırları bulanıklaştırır. Görme, işitmeye yaklaşır; sessizlik yoğun bir deneyime dönüşür. Burada görmek pasif bir alımlama değil, bedensel ve dünyayla iç içe geçmiş bir edimdir. Bu bağlamda izleyici, fotoğraflara dışarıdan bakan bir göz olmaktan çıkar; ışığın dokunduğu yüzeylerle aynı algısal alanı paylaşır. Fotoğraflar, “bakılan” nesneler olmaktan çok, bakışı geri çağıran, ona yön veren varlıklara dönüşür. Sergide yer alan “Olduğu Gibi”, ”Bir Düşün İçinde”, “Bu Dünyaya Ait İzler”, “Between Life and Death” gibi başlıklı dönemsel işlerde ışık, giderek daha ‘dalgasal’ bir karakter dönüşür. Sanatçının bu serilerin üretiminde gölgeyle kurduğu ilişki, görünür olanın her zaman bir eksikle var olduğunu hatırlatır. Bu eksiklik, fotoğrafın ontolojik sessizliğiyle birleştiğinde, izleyiciyi düşünsel bir boşlukla baş başa bırakır.
Kişisel bir tarihin kültürel kodları olarak okunabilen imgeler, beklenmedik bir ışık kırılmasıyla izleyeni bu kişisel belleğe dahil eder ve zamansız bir yerden “yaralar”. Bu yara, görsel değil dalgasal bir etki yaratır; bir yankı gibi bellekte kalır. Serginin başlığı olan “Işığın Sesi”, tam da bu noktada anlam kazanır: Işık, konuşmaz ama duyulur; görünmez ama iz bırakır.
Ani Çelik Arevyan’ın fotoğraf pratiğinin geniş seçkisinin yer aldığı “Işığın Sesi” başlıklı retrospektif sergi, izleyiciyi sanatçının özel yaşamına tanıklık etmeye değil; kendi zaman ve mekân deneyimini sorgulamaya davet ediyor. Fotoğraflar, anlatıdan çok çağrışım üretirken; kesin anlamlar sunmak yerine düşünsel boşluklar açıyor. Böylece bireysel olanla kolektif olan arasında, hatırlama ile unutma arasında salınan bir düşünme alanı kuruyor. Ani Çelik Arevyan’ın fotoğrafları, zamanın nesnelerde nasıl biriktiğini ve mekânın belleği nasıl taşıdığını anlatırken, sessizliğin içinden geçen bir düşünce hattını da oluşturur. Bu hatta adım atıldığında, görmenin ötesinde bir deneyime -ışığın sesini duymaya- yaklaştırır.
“Işık, fotoğrafta bir araç değil, olayın ta kendisidir. Nesneler ışıkta çözünür ve fotoğraf, bu çözülmenin sessiz tanığı olur.”
Jean Baudrillard
“IŞIĞIN SESİ”
ANİ ÇELİK AREVYAN
Küratör: ERKAN DOĞANAY
07 Mart – 26 Nisan 2026
cermodern
